İmam Hasan’ın Şehadet Günü
Safer ayının 28. günü, tarih kaynaklarında İslam Peygamberi Hz. Muhammed’in ve onun büyük torunu İmam Hasan el-Mücteba’nın vefat ve şehadetlerinin yâd edildiği gün olarak kaydedilmektedir.
İmam Hasan el-Mücteba, Hz. Ali b. Ebû Tâlib ile Hz. Fâtıma ez-Zehrâ’nın ilk evladı, İslam Peygamberi’nin büyük torunu ve ikinci masum imamdır. Peygamber’in hayatının son yıllarında dünyaya gelmiş ve çocukluk yıllarını doğrudan dedesi Hz. Muhammed’in himayesi ve terbiyesi altında geçirmiştir.
İmam Ali’nin şehadetinden sonra İmam Hasan, Müslümanların hilafet sorumluluğunu üstlenmiş ve yaklaşık altı ay boyunca bu görevi yürütmüştür. O, Allah Resûlü’nün hak halifesi ve masum imam idi. İmam Hasan’ın hilafet dönemi ve Muâviye b. Ebû Süfyân ile yaptığı barış antlaşması, İslam tarihinin önemli hadiseleri arasında kabul edilmekte; onun kısa süreli hilafeti ise Râşid Halifeler döneminin devamı olarak değerlendirilmektedir.
İmam Hasan, Müslümanlar arasında kan dökülmesini ve iç savaşı önlemek amacıyla Muâviye b. Ebû Süfyân ile bir barış antlaşması imzalamış ve siyasî iktidarı geçici olarak ona devretmiştir. Ancak kaynaklara göre bu durum, İmam Hasan’ın Muâviye’nin yönetimini meşru kabul ettiği veya ondan razı olduğu anlamına gelmemektedir. Aksine İmam Hasan’ın temel amacı, Müslümanların can güvenliğini korumak ve İslam toplumunda daha büyük bir fesat, bölünme ve toplumsal kargaşanın meydana gelmesini önlemekti.
Tarih ve hadis kaynaklarında, Muâviye’nin sonraki dönemde barış antlaşmasının şartlarına riayet etmediği ve İmam Hasan’a karşı gizli faaliyetlerde bulunduğu aktarılmaktadır. Bu rivayetlere göre Muâviye, İmam Hasan’ın şehadetine sebep olmak amacıyla eşi Cûde bint Eş‘as aracılığıyla onun zehirlenmesi planını gerçekleştirmiştir. Rivayetlerde ayrıca, Cûde’nin İmam’ı zehirlemesi karşılığında birtakım vaatlerle kandırıldığı belirtilmektedir.
